şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

Archive for the ‘bırakınız anlatsınlar’ Category

mesaidelik

leave a comment »

3.jpg

zamanında, çok eskiden, sizi istemeyen, başından atan birisiyle görüşmeyi ölesiye isteyip, görüşemeyip ama, sonrasında da araya başka şeyler girince, hep üzerinde düşününce bıkıp, olmayıp artık görüşmeyi umursamayıp, umursadığınız zamanlara şaşırırsanız, şimdi artık philip gibi tiksinip ve tüm o tutkulara hayret edip böyle geçmiş zamanı müsriflik olarak görürseniz çünkü o zamanlar daha faydalı şeylere adanabilirdi, adanamazdı da adanabilirdi de, ne yapardınız sevgili kardeşlerimimimi? bana şimdi geçen kış ben değilmişim gibi geliyor, bu kaçıncı, bir kere daha yetişkinliğe adım atıyorum. ben trajik şeylerden bahsetmek istemiyorum artık ya da herkes kadar bahsetmek istiyorum, eğlenceli biri olmak istiyorum. ama böyle şeyler istemeklen olmuyorg sanırım, neyse, sikerler. jean rhys muazzam, araya sıkıştırayım.

j.r.

Reklamlar

Written by şenay izne ayrildi

20/09/2017 at 18:35

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

başlığı unutmuşum

leave a comment »

tumblr_nd05t6ddXv1relxdwo2_1280.jpg

mildred’den iğreniyor, mildred’i arzuluyor. insanın esareti’nde philip’i okuyorum, 790 sayfa 7900 sayfa olsa keşke diyorum diyorum, philip’in bir işte tutunamaması, topal ayağı, hazırdan yemesi, bohemliği ciğerime dokunuyor. arzularına yenik düşmesinde, sonradan pişman olmasında istediğini yapmış olmasının, tecrübe etmesinin, insan zayıflığının güzelliği var. en yakın arkadaşım gündemin cenderesinden kaçmak için kuş fotoğraflarına bakıyordu ya ben de sokak fotoğrafları hesaplarını takip ediyorum, rusya, sırbistan, new york, her yer. çünkü beş yüz kere yazdım, bir kere daha yazsam ölmem, çalıştığım yerdeki six-foot güneş görmüyor, şirketin dışı beton bloklarla kaplı, yarı açık cezaevinde ben sokak görmek istiyorum, göremeyince işte sokak gören insanların fotoğraflarına bakıyorum, roman kahramanlarını öpüyorum, en ufak bir “bir de bunu deneyeyim” nosyonunda gözlerim doluyor.

Written by şenay izne ayrildi

17/09/2017 at 17:50

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

oroldu o

leave a comment »

oroldu o, hiçbir şey olmadı tabii. stajier memleketinden fındık getirdi, hedayeee baaabbında, ahşamları onları kırıyorum, aksanlı konuşuyorum. bayaa bayaa zaman geçiyor. londralı über dj, ankara’da eğlenmek için ne yaptığımı sormuştu da heheheh ona kitap okuduğumu söylemiştim, keşke fındık kırdığımı da söyleseydiiimmggg. o otuzlu yaşları sevdiğini söylemişti, hala gençsin, ne istediğini biliyorsun, para kazanıyor ve özgürsün. aaa ne kadar mantıklı. böyle şeyleri biriyle konuşup farkına varmak hoş oluyor, kitaplardan okumakla ya da filmlerden izlemekle aynı değil, değil işte yaaa iki çift laf edebilmek bu yüzden güzel geliyor da hafta sonu kafede yan masaya oturan dangalakların konuşmaları neden kulaklarımı tırmaladı? sadece benle, benim istediğim şeyler konuşulsun istiyogrumumumu.

tumblr_inline_o8f9u7LlFu1rrnfm3_500.gif

yeni konuya geçiyorum : en yakın arkadaşıma “görüşelim mi” diye mesaj atınca “ben afşa’dayım” dedi, o kadar yer içinde afşa. afşa, altınoluk, akçay, didim, yalova gibi yerlere hiç gitmedim de bu yerlere türbanlılar gidermiş gibi geliyor bana, üniversiteyi kazanamayan lise mezunları, fakir memur emeklileri ve onların beleşçi akrabaları. yoo yoo bu insanları küçümsediğimden değil, az küçümsediğimden de, ne bileyim, ben onların arasında rahat etmiyorum, çoğusunun yanında etmiyorum zaten, orası ayrı.

Written by şenay izne ayrildi

12/09/2017 at 18:18

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

görüşsüzlük

leave a comment »

cumartesi, sabah, konuşmayı istemek, türban. benim çoğu konu hakkında sağlam, üzerinde çalışılmış ve mantıklı görüşüm yok gibi. etrafımdaki auradan etkilenip “aaa bence de öyle” diyerim, kendimi akıntıya bırakırım. mesela etrafımda milliyetçi muhafazakar ve türbanlılar varsa “hımm haklı olabilirler” diyebilirim, demem de demeye çok yakın olurum belki, kimseyle tartışacak gücü kendimde bulamam. birisi görüşülerime yüksek sesle itiraz ederse de görüşlerimi hemen değiştirim gibi geliyor. en yakın arkadaşım twitter’da “Yapılan eylemin hayatiyetine saygı duymakla birlikte gerçekten gerek var mı diye düşünüyorum.” diye yazmışmış. ne bileyim, olay gereklilikle alakalı değil gibi, yapacak başka bir şeyleri kalmadığını hissedip bu kararı almış olabilirler. susmak, katlanmak istemeyip ellerinden ne geliyorsa yapacaklar, belki insanları peşlerinden sürükleyecekler, bilmiyorum. bizim yapmamız gereken şey onları anlayıp destek vermek olabilir, ama korkuyoruz tabii ve halimiz yok. böylesi daha kolay ve işe yaramaz.

bunları yazarken açlık grevinin 185. günündeler.

 

Written by şenay izne ayrildi

09/09/2017 at 06:19

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

how not

leave a comment »

n

16 gün sonra eve döndüm, şimdiden türbanlılığı özledim, çiçekler solmamış, maydonozlar kurumamış. eski en yakın arkadaşım tatil için çalışırdı, resmi tatilleri hafta sonları ile birleştirip çoğunlukla evropa’ya kaçardı. o kadar sık gitmeye başlamıştı ki, gelince anlattıklarından anlıyorduk, aramızda mesafeler, onun kadar heyecanlanmayınca işte, buralarda duramayacaktı. en sonunda da çok az şeyi arkasında bıraktı ve minik bir üniversitenin bursu ile evropa’ya sığındı, şimdi hala orada, birilerinin arka odasında günlük tutuyor büyük ihtimal. post vacation depression deniyor, 16 günün sonunda buraya, eve, işe, parka dönünce yenilenmiş gibi değil de bıkkınım, tekrar alışmak gözümde büyüyor. sevgisizlik, ülke gündemi, six-foot, para hesabı ve buna benzer şeyler içinde nasıl.

Written by şenay izne ayrildi

04/09/2017 at 11:31

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

olamam

leave a comment »

tumblr_nocpbtXc0v1qazbepo1_500

makalede yazıyordu ya yazıyordu, yazarların dilemması diye hani, yazarlar kendi kabuklarına çekilmeyi isteyip dünya nimetlerinden uzakta, hiçbir şeyi tecrübe etmediklerinden ve yaşamadıklarından yazacak bir şeylerinin olmamaları ve seks. anlatamadım, neyse sikerler. ben de hemen üstüme alınıyorum. ben de bir yazar olduğum için, yazarlığımı sorgulamayın looo, yazacak bir şeyim yok. beraber tişört almıştık, artık anlamsız, tişörtü attım, apartmanın bahçesine çiçek diktim, parktan elma topladım, gratis’teki muazzam güzellikteki leydiden diş bakım seti aldım (9,90), kart da verdi, teşekkürler teşekkürler, patlıcanlarda indirim vardı, 3 kilo patlıcan alıp camın önünde kuruttum. bu kış bana gelirseniz patlıcanları tuzlu, sıcak suda bekletip azıcık yağda kavurur ve sarımsaklarım, diş bakım setim var, ağzımızı çalkalarız, güleriz, güzel olur. yazın en sevdiğim meyve şeftali, kışın portakal, bilgi içindir burada dursun.

Written by şenay izne ayrildi

18/08/2017 at 18:30

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

memik

leave a comment »

ben, evde, tek başıma bira içmeyi sevmiyorum sevgili kardeşlerim. ne o öyle, ben müptezel miyim, ayyaş mıyım, allan rayman mıyım da sanki? dolapta iki bira vardı, biri gelirse içeriz diye almıştım. demin onları içtim, şimdi biraz şeyim, arayıp da “ulan nasıl da bitirdin haaa?” dememek için buraya yazıyorum “amma da unuttun haaa” dememek için. aslında umrumda değil, gerçekten. şimdi bununla uğraşamam, benim hayatımda ve gündemimde çok daha ciddi ve gerçek şeyler var, beni oyalamayın. yüce ideallerim, gelecek için planlarım ve seks.

Written by şenay izne ayrildi

09/08/2017 at 18:31

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı