şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

diyelim ki….

with 4 comments

sabah kar yağdı biraz. dünyaya düşen her kar tanesini bir melek taşırmış, buna inanmadığınız her dakikada da bir melek ölürmüş. hoohoo, kafadan atıyorum aslında. akşamları saat dokuzbuçukta gözlerim açılmıyor, sabahları saat 4buçukta da gözlerim açılıyor. tavana bakmamaya çalışıyorum. yatakta döneliyorum. en yakın arkadaşım, erken yatınca hayatını boş yere harcıyormuş gibi hissediyormuş, geç yatınca da hayattan zevk alıyormuş. öğlen yemeğinde kürtlük üzerinde konuştular. susmayı tercih ettim. şimdilik bu kadar.

Reklamlar

Written by şenay izne ayrildi

22/03/2011 18:28

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

4 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. “kürtlük üzerine” konuşmuştur onlar canım, sen sevmezsin böyle hataları;)
    En yakın arkadaşın gibi düşünüyorum ama saçmalıyorum sanırım.
    Hoşçakal.

    justine

    22/03/2011 at 20:28

  2. hay allah, yazım yalnışı yapmışım, ahh gene…

    şenay izne ayrıldı

    23/03/2011 at 05:27

  3. bence akşam 9.30 sabah 4.30 arası, şahane bir uyku düzeni. doğaya uygun, karanlıkta uyunur, bu kadar basit.
    hayat nasıl boşa harcanmaz, nasıl değer kazanır, düşünüp düşünüp bulamıyorum. ben şahsen gece ayaktayken de o boşa gidiyor, tüm çabama rağmen. sanki dibi delik bir kovaya su koyup duruyorum. diyorum ki, sağlam bir kovanın sonu da şey olmayacak mı? yani ne yaparsan yap sonunda şey olacaksan, salla gitsin. böyleyken bahar, erhan bey’ciğimin dediği gibi bir iddiayla geliyor, gümbür gümbür. ee, ne olacak yani, demiyorum. kanmış gibi yapıyorum, sanki o kovanın deliği kapanacak, içinde pırıl pırıl kırmızı ringa balıkları göreceğim, hayat değer kazanacak.

    madem ki doğaya uygun bir alışkanlık geliştirmişsin, sabahın dörtbuçuğunda ayak bileğinden başlayarak bir jimnastik hareketine başla. işyerindeki bir evraka haddinden fazla bir pay biçip, onu halledeceğim, de. basit bir şey olsun, halledince de, başardım, de. öğle yemeğinde brokoli yemeği planla. yemek insanları siyasetten mi bahsediyorlar, bahçıvan filmindeki peter sellers gibi uyduruk bir cümle yumurtla ve manidar bir şekilde sus, seni önemserler. hayatının başkalarının gözünde değeri varmış gibi olur.

    vs vs vs.

    not: justine yazım yanlışını düzeltmiş:)

    endiseliperi

    24/03/2011 at 15:01

  4. benzer şeyler ben de düşündüm aslında, boşa geçmişlike ilgili olarak. geçen hafta “daha ne kadar” diye düşünürken ve “yani bundan sonrasında ne…” diye içime kapanmışken dün kahhkahhkahh kihhkiihhkiihh… iyi hissetiğim için kendimi kötü hissettim. madem iyi hissedecektim en başta ne diye kötü…bu bile bu kadar değişkenken, doluluk nasıl sağlanır ki?
    peter sellers taktiğini önemsedim.
    sevgiler….
    hamiş: justine den “intikamımı” alacağım, tetikteyim.

    şenay izne ayrıldı

    24/03/2011 at 16:39


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: