şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

otogardan bir gün

with 2 comments

allah kimseyi otogarlarda terbiye etmesin, hele ki istanbul/esenler’deki o korkunç kötürüm garda. ben ki çok acılar çektim, ühhüüü ühüüü ağladım, gözyaşı yedim, ama böylesini görmedim. o nasıl  ekşimiş yemekler kokan dükkanlarda binbirşeyin satılması? oyuncakbebek, kraker, çanta,tabure,pişmaniye envaii. ya tuvaletler, peki tuvaletler? o kokular insanın gelişim sürecini geçtim, yaratım sürecini dibe çekmez mi? insana insanlığı bir kere daha düşündürtmez mi? ya oradaki inananlar, eyvah ki oradaki inananlara? esnafı, garcısı, şöförü, çığırtkanı hepsi erkek, hepsi canhıraş. orada çalışanlar buna layık değiller belki, ama hergün binlercesi geliyorsa istanbul’a, bakın görün bu şehire bu otogar layık artık. bence yani.

Reklamlar

Written by şenay izne ayrildi

06/04/2010 16:35

yeni kategorisinde yayınlandı

2 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. haklısın elbette. yine de sert, çıplak bir film yapmak isteseydim şık hüzünlerin mekanı tren istasyonlarını değil, otogarları kullanırdım (dün bostancı tren istasyonuna çay içmeye gittim. evet, güzel bir yer.

    otogarlar, nasıl erkek mekanı! nasıl kıyıcı, gerçek bir kederi ve yalnızlığı var. lime lime oluyorsun orda. sidik kokuları, ucuz şaraplar…tuvaletlerinde ibneler sevişir… senin benim bilmediğim gizli orospusudur çığırtkanın laf attığı kadın… kirli tırnaklı bir adam, dediğin dükkanda bir oyuncak bebeği alır eline, dudağındaki sigara gözlerini yakarak ve paltosu da epey ince… ne bileyim şenay, avrupa birliğine layık değiliz… bilmiyorum, temiz pak bir memleket değiliz işte. cicili bicili olmayı çok istiyoruz da… yozgat otobüsüne binecek o kadın, beceriksiz kocasına güvenmeyip, çuvalları bagaja yükletecek ve kocasının yanındaki koltuğa oturduğunda sanırsın ki hiç yanyana oturmamışlar öyle, bir sessizlik, tuhaf bir gerginlik. adam dayanamaz da iner zaten sözcüksüz bir şey mırıldanarak. dışarıda, otobüsün yanında bir sigara daha içer. şaşarsın, bunlar nasıl aynı yatakta yatıp da sevişir, diye.

    otogar bir cehennemdir, şenay. sen biliyorsun bunları.

    evin bulunduğu semte yeni yeni binalar yapılıyor, şantiye yeri gibi. evden hemen çıktığımda, sokağın başında bir inşaat var. bu aralar sabahları çıkıyorum bazı tuhaf işler yapmak için. kot pantolon filan da giymiş olsam, azıcık havalıyım buraya göre ya, ben tam inşaatın yanından geçerke, bir delikanlı var, türkü söylemeye başlıyor. ben utanıp, bakmıyorum ona. güzel bir sesi var, sözlerini anlamıyorum, ağır kürtçe aksanıyla söylüyor. ben geçinceye kadar devam ediyor. istiyorum ki, bir gün geçerken başımı çevirip bakayım. ama çok utanıyorum bakmaya. hızlı yürüyorum. eğer birgün bakarsam, o da utansın istiyorum, başını önüne eğip sussun.

    sana bunları yazarken, biraz içli hissediyorum, bira içiyorum. aklımda gemide ve kader filmleri dolanıyor.
    ve biliyorsunuz, sizi çok seviyorum, şenay.

    endiseliperi

    06/04/2010 at 17:52

  2. ahh endişeli, ahh peri… bunu böyle uluorta söylemek ne kadar doğru bilmem ama, ben de son zamalarda siz beğendiğiniz için yazar oldum. daha önce söylemişimdir, sizin beni okuyor olmanız bile benim için çok değerli.
    teşekkürler;


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: