şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

iş görüşmem

with 5 comments

aylar sonra, ankara. bu kez bahar. bahçeli bahar, emekli bahar. hazine müsteşarlığı çiçek açmış, görseniz,  defterdarlık da kuşlar. ama yine de ziraat bankası ruhu, yani eskimiş ofis eşyaları ve komik saçlı kadın memurları, sabah yediden akşam beşe ben dolanırken. onca dolanmayı, ben, sanki bana “biraz pesimistsiniz galiba” demeleri için mi gelmiştim, ankara’ya? evet öyleydi, gerisin geriye döndüm ben de, bu kaçıncı? burada kalışımın bir göstergesi olsun, sözlükten pesimistin anlamını siliyorum.

Reklamlar

Written by şenay izne ayrildi

19/03/2010 19:13

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

5 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. ankara’yı delice severim. yani evet ankara’yı sevmek için deli olmak lazım belki ama, severim. bahçeli, emek benim vatanım gibidir. sonbahar’ı çok güzledir ankara’nın, çok yakışır, ama bahar da güzledir, ki siz ankara’da baharı farketmişsiniz ya, pesimist filan hiç değilsiniz:)

    ankara’da bürokrasinin işleyişi, o kasvetli binalar kafkaesk etkisi yaratır ve insan kendine yabancılaşır ya, anlamam ben neyini sevmezler bunun. dalga geçmiyorum, sahiden yahu. karakterli bir şehirdir ankara ve karakteri de budur. orada işinin düştüğü her binada kendine yabancılaşırsın. ama düşünün, ya yabancılaşmasaydınız? ankara bürokrasisi, kendisinin tam tezatını, durumun tam da gerektirdiği gibi çok hoş, derin, incelikli insanlar da üretir ve bu insanlar gizli bir örgüt üyesi gibi teras katlarında toplanır, eski şarkılar dinlerler…. Ah’…barbarlar olmasa ne yaparız, halimiz ne olur, hiç bilmiyorum.

    ankara’yı seviniz, barbarları bekleyiniz.

    * yorum bırakmaya çekiniyorum biraz şenay. tuhaf bir psikolojiye düştüm. pesimirst d edeğilim ki:p

    çok, çok sevgiler.

    endiseliperi

    19/03/2010 at 20:25

  2. yahu hp aynı hata, yayınlayıp sonra hataları görüyorum. yapıyorum, sonra düşünmeye başlıyorum. sürekli error veriyorum. yukarıdaki imla hatalarının kişiliğimizle hiç bir ilgisi yoktur:)

    endiseliperi

    19/03/2010 at 20:28

  3. çok fazla “modern” yapı gördüm bu sefer. hepsi cam ve çelik, hepsi yeni. onları görünce de o eski memurlukların karakterini daha iyi anladım gibi. eskiye düşkünlüğüm ankara’yı da değerli kılabiliyormuş, bunu anladım.
    barbarları, evet, beklemek, evet.
    ve yazım yanlışlarının tebessümle karşılandığı blog: şenay izne ayrıldı.

    şenay izne ayrıldı

    19/03/2010 at 20:54

  4. Ankara’yı hiç sevmem, baharını bile. Ayrıca huysuzum bu ara, öyle ki İzmir’imin baharını bile özlemiyorum.

    Femme Noir

    25/03/2010 at 12:22

  5. içimden geçen gitmemesi
    dışımdan geçen hıyarlısı

    tezer

    29/03/2010 at 16:09


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: