şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

günlerin köpeği

leave a comment »

elmaları küp küp doğrayıp, şekerleyip bir saat tencerede, evde portakal yok, mandalinalar daha tatsız, yine de mandalina suyunda bekletip biraz karanfille ve tarçınla kaynatınca allahım, o ne güzel koku, sanmıyorum ki bu ev daha önce ve bir daha böyle koksun. tumblr’da yazıyordu “good food, good mood” diye, az biraz da güneş vardı, ev tozlu ve dağınık ama yine de biraz iyi hissettim. şimdi akşam. 790 sayfa philip bitmesin diye mendille yüzümü kapatırken 580 sayfa kemal’e “ee ama sende be kemal” diye surat asıyorum, happy together’ı da abi o hasta haliyle kalkıp bir vefasıza yemek yapmasına kadar izleyebildim. son bir kaç ayda yaşadıklarımı biraz daha gençken yaşasaydım ve bu eserleri yol göstericim diye seçseydim, çünkü o zamanlar da bunları konuşacak kimse olmazdı da başkasının hayal dünyası nasıl çalışıyor, durumlara, olaylara nasıl katlanıp cevap veriyorlar diye diye, gelip burada dertlenmekten o kadar sıkıldığım halde ama başka yolu da yoksaydı işte, şimdi nerede olurdum acebaggg? onun dışında neoliberalizm, kentsel rant, mutenalaşma, muhafazakarlık diye diye dolaştım biraz, ulus’ta çiçekçilere baktım.

Reklamlar

Written by şenay izne ayrildi

15/10/2017 at 17:35

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

six lak

leave a comment »

serin havada, öğle tatilinde 1 saatlik arada bisiklete bindim, elma topladım. içerlerde oturamıyorum, kemal gibi kaba şeylerle oyalanamıyorum, çoğu şeyi lüzümsuz buluyorum, bunları zaten biliyorsunuz. “yenisini bulursun ama eskisini unutamazsın” gibi bi şeyler okumuştum. şimdilik doğru, sağa sola haber saldım o yüzden, yenisini arıyorum. bu kış kahverengi ağırlıklı bu evden anıları deşerek, erkenden kararan havada 6lack dinleyip dinleyip battaniye altında para hesabı yaparak sağ çıkamam, hissediyorum. ülkede olan her şey de bu duygulanımları o kadar anlamsız kılıyor ki, kendime sinir oluyorumg.

Written by şenay izne ayrildi

11/10/2017 at 17:30

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

bugüne özerg

leave a comment »

8.jpg

çarşamba, akşam, konuşmayı istemek, aşure. işten saat 9’da çıktım, otobüsü kaçırınca taksiye bindim (12,30), kendime sinir oldum. eve gelişim oldu mu sana 22 : 15, bu saatte bi şey yenmez, 3 avuç kabak çekirdeği belki, kabukları ile birlikte, 2 elma, belki. hhhaa yoo yoo, banyo filan yapamam bu saatte, offf bulaşıklar. bayık şeyler de yazamam bu saatte de o zaman niye? şükrettiğim şeyleri yazayım mı? hem beni daha iyi tanırsınız ve “aaa ama kaldı mı böyle insanlar?” dersiniz, belki sonra. geçen hafta 4 kişi işten ayrıldı, 4 ü de yurt dışında iş buldu, gidiyorlar. onlar adına seviniyormuş gibi yaptım, hemen linkedin de profilimi güncelledim de profilime koyacak foto bulamadım. hepsinde ya alnım boyalı ya şehlayım ya da charlie brown. beni böyle işe almazlar, onlar adına üzülüyormuş gibi yaparım ben de, gelir hırsımı sizden çıkarırım looo. onun dışında bugüne özergg, hepsiburada da mama indirimi varmış, 30 kg mama aldım. kargo gelirse evde olmayacağım, 30 kiloyu kargodan eve taşıyacağım, “ölürüm de taksiye binmem” dedi beli fıtıklı. seks.

Written by şenay izne ayrildi

04/10/2017 at 20:47

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

şakaladım

leave a comment »

9.jpg

amuda kalkıyor, çenesini yukarıya kaldırıp nefes alıyor. karşı apartmandaki kız sanırım yoga yapıyor yapıyor. akşamları elma soyarken onu izliyorum. sahi bu yoga neye iyi geliyorgg, iş çıkışı parkta görüyorum, bir grup yoga yapıyor. rakip mahallede de anadolu yoga derneği açıldı, sonraaa yoga yatağı taşıyan kızlar. daha önce de yazdım, içinde değilsem sinir olurum, yogaya sinir oluyorum. şaka şaka, yogaya değer veriyorum. şaka şaka, canım sıkılıyor, bok.

Written by şenay izne ayrildi

27/09/2017 at 18:10

bırakınız ergen kategorisinde yayınlandı

frrrr

leave a comment »

tumblr_mb85vy1XpV1qchswlo1_500.jpg

pazar, sabah, allan rayman akustik sabah, elma sabah, çamaşırlar makinede sabah, konuşmayı istemek. tatilden sonra çoğu akşam ve hafta sonları mesaiye kalıyorum, iş çalışıyorum, hem eve gelip ne yapacam ki hem de biraz para kazanıp o parayı hiç bir sike derman olmayan şeylere harcarım. çok güzel bir kitapta, toplama kampındaki mahkumların şeylere karşı ilgisizliğini “anormal durumlarda anormal tepkiler vermek normaldir” diye açıklıyor ya yazar, tek önemli olan içgüdüsel olarak hayatta kalmaya çalışmak diye, çünkü intihar o şartlarda bile kolay gelmezmiş, gelmezmiş işte. hemen bunu alıyorum, “aaa evet, aynı ben” diye baş tacı ediyorum, sonradan okurum diye gelip buraya yazıyorum.

Written by şenay izne ayrildi

24/09/2017 at 05:52

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

mesaidelik

leave a comment »

3.jpg

zamanında, çok eskiden, sizi istemeyen, başından atan birisiyle görüşmeyi ölesiye isteyip, görüşemeyip ama, sonrasında da araya başka şeyler girince, hep üzerinde düşününce bıkıp, olmayıp artık görüşmeyi umursamayıp, umursadığınız zamanlara şaşırırsanız, şimdi artık philip gibi tiksinip ve tüm o tutkulara hayret edip böyle geçmiş zamanı müsriflik olarak görürseniz çünkü o zamanlar daha faydalı şeylere adanabilirdi, adanamazdı da adanabilirdi de, ne yapardınız sevgili kardeşlerimimimi? bana şimdi geçen kış ben değilmişim gibi geliyor, bu kaçıncı, bir kere daha yetişkinliğe adım atıyorum. ben trajik şeylerden bahsetmek istemiyorum artık ya da herkes kadar bahsetmek istiyorum, eğlenceli biri olmak istiyorum. ama böyle şeyler istemeklen olmuyorg sanırım, neyse, sikerler. jean rhys muazzam, araya sıkıştırayım.

j.r.

Written by şenay izne ayrildi

20/09/2017 at 18:35

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

başlığı unutmuşum

leave a comment »

tumblr_nd05t6ddXv1relxdwo2_1280.jpg

mildred’den iğreniyor, mildred’i arzuluyor. insanın esareti’nde philip’i okuyorum, 790 sayfa 7900 sayfa olsa keşke diyorum diyorum, philip’in bir işte tutunamaması, topal ayağı, hazırdan yemesi, bohemliği ciğerime dokunuyor. arzularına yenik düşmesinde, sonradan pişman olmasında istediğini yapmış olmasının, tecrübe etmesinin, insan zayıflığının güzelliği var. en yakın arkadaşım gündemin cenderesinden kaçmak için kuş fotoğraflarına bakıyordu ya ben de sokak fotoğrafları hesaplarını takip ediyorum, rusya, sırbistan, new york, her yer. çünkü beş yüz kere yazdım, bir kere daha yazsam ölmem, çalıştığım yerdeki six-foot güneş görmüyor, şirketin dışı beton bloklarla kaplı, yarı açık cezaevinde ben sokak görmek istiyorum, göremeyince işte sokak gören insanların fotoğraflarına bakıyorum, roman kahramanlarını öpüyorum, en ufak bir “bir de bunu deneyeyim” nosyonunda gözlerim doluyor.

Written by şenay izne ayrildi

17/09/2017 at 17:50

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı