şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

o öldü o

leave a comment »

tumblr_n4i3rtLygz1qe0lqqo1_500.jpg

haftanın herhangi bir günü, planlamadan, tesadüfen, hiç çaba harcamadan karşılaştığın en yakın arkadaşınla “menünün kara tahtaya, beyaz tebeşirle, şık bir el yazısıyla yazıldığı, tavandan sarkan ampullerden sarı ışık, hafif caz müziği, yerler karo” bir mekanda oturup derin ve neşeli muhabbetler yapamayacaksın, düşün ya da eminönü’nde “haşlanmış mısıra ayıracak param yok” diye kavga edemeyeceksin, çünkü o çoktan ölmüştür. beraber büyümüşsünüzdür, hatırası gün içinde, olur olmaz seni çarpar, ama yapacak bir şey yoktur, ondan kalan evcil hayvanına bakarsın, mezarlıkta sabah koşuları yaparsın, derin bir boşluğu acayip bir boşvermişlikle, komik komik kapatmaya çalışırsın, kapanmaz, kapanmış gibi olur ama kapanmaz ve geçim derdine düşersin. fleabag‘de işte, fleabag’in en yakın arkadaşı trajik bir şekilde ölüyor. anne babanın ölümünü anlayabiliyorsun da arkadaş hiç ölmeyecekmiş gibi geliyor bana ya da beraber ölecekmişiz gibim.

Written by şenay izne ayrildi

03/12/2016 at 16:01

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

acının abv

with 2 comments

tumblr_ofxo0uRCVb1s9rrnjo1_500.jpg

gerçeklerden sakın, gerçeklerden, sakın. nerede okudum hatırlamıyorum, gerçekler baş edilecek gibi değilken, acı biber doğradığın ellerinle göz yaşını siliyorken, insanlar fantazyaya sığınırlarmış. bu yüzden fantazi oyunları revaçta, insanlar ordular kurup şehirler fethediyor, kanatlanıp uçuyorlar. yüzüklerin efendisi, harry potter gibi kitaplar çok satıyor ve sanal alemde olmadığımız hallere bürünmeler ve sonunda 31. ben sosyal medya çukurundan uzak durmaya çalışıyorum, aynı kitabı 4. kez bitiriyorum, yeni müzikler keşfetmeye çalışıp haklarında yazılanları okuyorum, sabahları yumurta haşlıyorum. acı insanı olgunlaştırıyor, tamam, silkip kendine getiriyor, eyvallah. ama ben artık bu orta doğu acı’sını istemiyorum, “ne yaşadın lan dallama” demeyin sevgili kardeşlerim, gerçekten demeyin, uzaktan da olsa yaşıyoruz işte. ben kuzey avrupa’nın varoluşsal acılarını istiyorum, sevdiğimin beni görmezden gelmesi acısını, çorabımın tekini kaybettim acısı. kendi acımı kendim seçmek istiyorum amk. bıyıklı erkek sesi ve iş yerindeki politik nezaketin ve arkadan vurmaya çalışmalarımın da allah belasını versin. bir hayatım var ve onu burada kahrolmakla geçiriyorum.

Written by şenay izne ayrildi

30/11/2016 at 17:32

bırakınız ergen kategorisinde yayınlandı

dinsellik

leave a comment »

Paris: Musee d

yahudiliği / yahudileri uzaktan seviyorum da banyoda ayna karşısında çekilmiş selfielerini görünce ve birebir muhabbet edince soğurum büyük ihtimal, daha önce bahsetmiştim, hep bahsetmiştim. yani talmud’da ateistliği sıkıcı ve yavan kılacak derinlikte öğretiler var, altını çizip üzerinde düşünmenizi gerektirecek ama bu halinizle “biraz uyuyayım, sonra kalkar üzerinde düşünürüm” diyeceğiniz öğretiler. ve bir düşün milyonlarca yıl soykırımlardan, sürgünlerden sağ çıkabilip geleneklerini sürdürebilmeleri hem de bunu hindiçin’den arjantinya’ya kadar her yerde başarabilmiş olabilmeleri gözlerimi yakıyor, farklılıklarını fırsata çevirip büyük paranoyaların kahramanları oluyorlar. haa tabii bir de israil var, her şeylerini onaylamayabiliriz ama bize de onun hep filistine’e zulmeden yanı gösterildi. hiç bir devleti övecek değilim tabii de philip roth “karşıt hayat” da amerikalı bir yahudi olarak israil’li insanları yahudi tarihi ile birlikte anlaşılır kılabilebiliyor. yani diyeceğim o ki sevgili kardeşlerim yahudi tarihi müzesi‘ne gittim (9 euro), chagall tablolarına ve dinsel objelere baktım. müzede  gezenlerden biri “amerikalı mısın” diye sordu da gülüşüm yüzümde dondu. şimdi de evdeyim, battaniyenin altında amım donuyor.

Written by şenay izne ayrildi

22/11/2016 at 18:17

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

gün v

with 2 comments

sen istanbul’un varoşlarında doğup boklu derelerine düş, sonra gel buralarda sana groupie’lik teklif edilsin, geçmiş peşimi bırak beegg. konser saat yedide başlayacaktı ben 5’te mekandaydım, işimi sağlama alayım da ne olur ne olmaz herkes kendini kurtarır ben kalırım ortada olmasındı. sonra iste esas adamlar otelden çıkınca ben onları takip edip beni fark etmesinler, charlie brown’luğumdan utanırım, takip mesafemi korudum falan filan. konserde tabiki de en önde durup şarkılara eşlik edişime yandaki zenci kız bir şaş bir garipse, bazı acılar boşa çekilmedi küçük hanım gel biraz konuşalım. konserden sonra da bekledim işte, yanlarına gidip ellerini sıktım, benimle konuştular, ankara’dan onlar için gelmemi taktir ettiler ve istersem dublin’e, zagrep’e ve kopenhang’a onlarla gelebilirmişim, beni listeye yazabilirlermiş. kıssadan hisse sevgili kardeşlerim, çok isterseniz olur. şaka şaka, cumartesi dönüyorummg. bu gece uyumayın ama sevgili kardeşlerim. sevdiğiniz insanlarla sevdiğiniz şeyleri konusun, iki cin tonik’e 28 euro bayılın.

hamis: yazim hatalari.

Written by şenay izne ayrildi

17/11/2016 at 23:53

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

gün iv

with 2 comments

ırkçı değilim şaşkınım sevgili kardeşlerim, bu ne kadar çok zencilik, her yerde çeşit çeşit. kanye west ve jay z piçi ‘niggas in paris’ diye bir albüm yapınca ben kendilerinden bahsediyorlar sanıyordum da yanılmışim, wikipedia’ya göre Fransa’da etnisiteye dayalı araştırma yapılması yasak olsa da nüfusun yaklaşık % 5’i olan zencilerden bahsediyorlarmis meğersem ki bu durum beni kendimden geçirtiyor. zenciler öfkeli, suça meyilli, stylish ve politik olmak için her türlü sebebe sahipler, ne yapsalar üzerlerinden sarkmaz, kendilerine yakışır gibim, bunların hepsi bana öyle uzak ki. dün metroda misal, karşıma oturdu, o tenin rengi, pürüzsüzlugu ve kalın dudaklarina sürdüğü vişne çürügu ruju ile bir lady, ahh müzik dinliyor, kulaklarını öpesim geliyor. sonra çok uzun boylu ve karma saçlı bir genç irisi, sadece ben değil de herhangi bir beyaz giyse demode, ucuz ve belli bir akıma dahil olamadığı, akimsizlik akimina bile dahil olamadigi için yok sayılacak o pantolon ve tişört ve ayakkabı ve takıları ile asude asude dikiliyor, telefonunu parmaklıyordu. karşılarında onları izlerkene neye baktığımı sorsalardı eğer onlara bunları işaret diliyle anlatmayı kafama koymuştum. tabii bunlar işin pembe boyutu, yumuşak karnı, ‘o işler hiç öyle değil yigenim’ tarafi. yaşam şartları çok ağır, haksızlık diz boyu. yaptıkları çoğu iş kötü demeyeyim ama kötü. bu işlerde kendilerini geliştiremezler, çok kazanamazlar, ulvi bir şeyin parçası olmaları da zor. misal aşağıdaki fotodakinin görevi ve kendisi gibi en az 20 kişi daha vardı, metroda insanlar raylara atlamasinlar, inenlere öncelik versinler diye beklemek. whad da?

20161115_103358

hamis:gorseli sonra ekleyeceuuuk.

Written by şenay izne ayrildi

17/11/2016 at 07:49

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

gün i

leave a comment »

gidiyorum, belki dönmem iltica ederim. ‘orada dinimi yaşayamiyorum, erken boşalıyorum ve yarrak’ diyerekten kapılarını çalıp, karşılarında durup, boynumu büküp ‘bana şurda yatacak bir yer gösterin’ diyesiye.

Written by şenay izne ayrildi

14/11/2016 at 08:31

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

sieeeee

leave a comment »

tumblr_ob5z27eDoe1sa4zxdo1_500.jpg

sırtında buzdolabı, üç kat çıkıyor, dört kat çıkıyor, saat olmuş gecenin onu, bu kaçıncı kat, dört. bir de bakıyoruz ki yanlış modeli yüklenmiş, nefes nefes kahrediyor, kafası karışmış, tekrar sırtlanıyor. allahım, bunu izlemek nasıl bir ızdırap, bu ızdırabı duyumsamak daha da beter. yani belki vatanını çok seven ve şehit ölümlerine üzülen, osmanlı’yı özleyen bu adamcağız, ailesi ile akşamları dizi izleyeceği, mandalina yiyeceği vakitlerde sırtında 300 kilo 500 kilo ile ekmeğinin peşinde ve bahşiş olarak verilen 10 tl’yi teşekkürler teşekkürlerle cebine indiriyor, bir gerzeğin kendisine acımasına katlanmak zorunda kalıyor. onun bu “haline” üzülüp, yavşak yavşak dertlenip hastalıklı zihnimle, dramlar yaratıyorum, boktanlığımı bunu gerekçelendirerek, romantize ederek anlatıp, gidip sosyal medyada komikmişim, neşeliymişim, protestmişim falan filan. madem çoğu şey hakkında bu kadar kötü hissediyorsun git bir işe yara dalyarrak handan.

Written by şenay izne ayrildi

12/11/2016 at 09:19

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı