şenay izne ayrildi

şenay izne ayrildi

kurabiye verilmeyen

leave a comment »

tumblr_mx2fvqjIvV1rry0alo1_500.jpg

müdürümün müdürü, önünde kurabiyeleri, çayı, yanında telsizli, telefonlu, ajandalı kodomanları ellerini kaldırıyor, avuçlarını görüyorum “bu işin sorumlusu sensin” diyor diyor herkesin içinde, ellerini indiriyor. “hukuk müşaviri burada, o da bana katılacaktır, şirketimizin…”, gerisini dinlemiyorum. “bir atım olsaydı keşke” diye düşlüyorum, beyaz, sülün gibin. üzerine binmezdim de yanında yürürdüm. uzaklarda dağlar görüküyor, oralarda. susadığımızda bir derenin başında, bülbüllerle, ceylanlarla, tavşanlarla insanoğluna dost her türlü mahlukatla işte, suya eğilip, insanların önünde kurabiye yemeyi normal sanan düzene kahredip su içerdik. uzaklara bakıp şimdi burada olmayı düşleyenleri düşlerdik.

 

Written by şenay izne ayrildi

22/09/2016 at 16:06

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

ver elini mülteci

with one comment

tumblr_maochxoLMj1qzd9ino1_500.jpg

pazartesi, akşam, konuşmayı istemek, çekirdek. kuzenim dedi ki dedi “30 000 euroya” dedi “bulgar bir kadınla” dedi “anlaşmalı evlilik” dedi. sonrasında ver elini isviçre ve bulduğun her işte çalışarak ama gece gündüz, düşün, bir odalı bir evde kendim gibi yamalarla oturup oturup kah çoraplarımı yıkayıp kah boncuktan kuş yapıp bu çöplükten kurtulduğumu. çöplük dediysem, ülke ve bu iş ve bu iş yerindekiler ve kötü seksler, erken boşalıp, üzüntüden sertleşemeyip, ağzı kokup, telefonu açmayıp, mesajlara cevap vermeyip, kimseyle konuşmadan, konuşacak bir şey de kalmadı artık zaten, kurtulamadığım kurtarılamadığım. bir 5 yıl önce olsaydı bu belirsizliği kucaklardım, öperdim onu, ama şimdi yapamam. darbe sonrası işten çıkarmalar olunca, bir umut dedim, belki onlar çıkarırlar da biraz özgürlüğü hissederdim, korkuyla bir yanım bunu arzuladı. “yaşımı aldım mı yaşım mı beni esir aldı” diye yazmışmış, yaşlandık işte amk, bu arzular artık haram.

Written by şenay izne ayrildi

19/09/2016 at 17:57

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

vadeli hesap

leave a comment »

tumblr_mryp8j8xPk1rv822go1_500.jpg

hastalıklar ve salgınlıklar, ölümler ve ayrılıklar. hep vardı da başımıza gelince yine de şaşırıyoruz, üzülüyoruz. “her şey bizler için” diyeceğimize “yine mi” diyoruz, kendimizin başkalarından farkı ne? en yakın arkadaşımız, ruh ikizimiz, misal, hasta. sahilde kaykay kayıp, şapkasını ters takıp, soda ile serinleyeceği zamanlarını hangi doktor neye iyi gelir, hangi otun kurusu kaynatılıp içilir, hangi yemişin tazesi makbuldür diye diye bildiğimiz, alıştığımız, yaşadığımız aleminden çıktı, bize uzaktan el sallar, bizi yanında istemez artık. inci hanım sonra, alt kat komşumuz, öldü. hastalığını kimseye söylemeyecek kadar yalnız ve bıkmış, bağırsak kanserinden, evinde bile değil, bakım evinde, öldü. buna da şaşırdık, hiç beklemiyorduk, üzüldük. kendimizi düşündük, anasız, babasız, kardeşsiz, ameliyatlı yerimizden hortum sarkar, ayaklarımız şişer, evimizde bir mektup bırakıp, gidip ölürüz işte. arkamızdan yasin okurlar da “her şey kimler için” diye sormazlar.

Written by şenay izne ayrildi

18/09/2016 at 08:44

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

istiyor istemiyor

leave a comment »

tumblr_inline_ocsztu0p6Q1qkff7v_500

boynumu öpünce “öpme huylanıyorum” diyorum, kulağıma yanaşınca da “ayıp” diye iteliyorum, suratıma bakıyor. kucağıma yatıyor, elisini kafama götürüyor. saçlarım kepekli, “elini çek, kepek dökülüyor” diyorum. çekiyor, kalkıp balkona gidiyor. “balkon tozlu, terlikleri giy” diye bağırıyorum hemen. o mavi gibi, plastik gibi, doğada 100 yıl, 1000 yıl çözünmeyecek ve hep fukaralığı hatırlatacak o pis terlikler midemi bulandırıyor, onları giyince ama ayaklarını ve terlikleri öpesim geliyor, belli etmiyorum. “kapıyı kapat cereyan yapıyor” diye bağırıyorum. daha ne bekliyor, bilmiyorum, ne kadar devam edecek. ben, 21. yüzyıl piçi, bu kadar yıldan sonra, bu kadar tek başınalıktan yani, sonra, birini istemiyorum. kahır çekmek bu halden daha iyi gibi diye düşlüyorum.

Written by şenay izne ayrildi

05/09/2016 at 16:46

bırakınız ergen kategorisinde yayınlandı

neyi müzicliyorum?

leave a comment »

tumblr_mmeui4JbK31qz9pkoo1_540.png

yalan değil gerçek, radio dept. hazretlerinin dördüncü güzideleri wikipedia‘ya göre 21 october’da çıkıyor. bana çöp poşetinin ağzını bağlarken “sahi, hayatını uğrunda heba edeceğin bir müzik grubu var mı?” diye sorarsaydinız eğer, ellerimi yıkadıktan sonra “radio dept.”, derdim, bunu bilmeyişinize içerlenirdim. onlar ne yaparlarsa faşizan, seksist, muhafazakar olmadığı sürece destekleyecekmişim ve savunacakmışım gibin. bu da son bombaları, bu kışın nasıl geçeceği belli oldu, dinleeggg.

sonra, the walkmen’in dağıldığını öğrendiğimde bir pazar günüydü, kahvaltı yapmıştım, ortalığı toplamaktan imtina ediyordum. canım sıkılmıştı ama anlayışla da karşılamıştım. sonuçta okulu bitireli çok olmuştu ve kendileri o zamanları hatırlatıyordu, artık buna ihtiyacım kalmamalıydı, hayatımın yarısı boyunca izliyordum, artık yeterdi. şimdi walkmen’in içli erkek sesi hamilton leithauser ile vampire weekends’in çok şeyi, aklı karışık rostam batmanglij, aynı plak şirketinde çalışınca ve birbirlerini tanıdıkça sevince işte bir albüm yaptılar yaptılar. iki en yakın arkadaşım birbirlerinin en yakın arkadaşı olmuş gibi, mutluymuşum, gururluymuşum, bensiz daha iyilermiş gibi bundan sonrası için meraklıymışım, dinlegg.

Written by şenay izne ayrildi

28/08/2016 at 10:53

musika kategorisinde yayınlandı

ne anlatıyorum acabag?

leave a comment »

60.jpg

o oldu o, hiç bir şey olmadı. gözüm gibi baktığımı sanıyordum, çiçek kırıldı, “keçi peyniri vereyim” dedi, verdi, hayatımın peynirini bulmuş oldum oldum. gün aşırı peynir yiyorum artık. geceleri “sabah olsa da peynir yesem” diye uykuya dalıyorum dalıyorum. “aylak adam”da aylak adam, garsonlar kendisine birazcık aşina olduklarında, “her zamankinden mi abiiig?” diye sorduklarında o mekanlara bir daha gitmiyordu, en ufak bir tanışıklığa katlanamıyordu, sanki kimseyi tanımak istemiyordu ya da her şeyiyle tanınmak istemiyordu. eğer ben bu bloga yazmayı bırakırsam daha fazla bilinmek istemediğimden, bana daha fazla aşina olunmasın diye, “ya zaten şenayizneayrıldı akşamları keçi peyniri ile besleniyor” denilmesin diye olur herhalde. çünkü bu tanışıklık yüzünden kendimi frenliyorumdur belki, belki gelişeceğim ve değişeceğim de bu blog ve etrafımdaki tanışların beni bildikleri hali yüzünden hep aynılık içinde yaşlanıyorumdur, olamaz mı? belki ben kaş’a gidip bir plajda kedi gibi miyavlamak istiyorumdur ya da mememe ruj sürmekten hoşlanıyorumdur da bu blog ve en yakın arkadaşlarım yüzünden çoğu şeyden mahrum kalıyorumdur. W. kendi başarısızlığı için Lars’ı suçlyordu, onun kendisini dibe çektiğinden yakınıyor, sonra sonra da “peki ama ya asıl kusurlu olan bensem” diye düşünüyordu.

 

Written by şenay izne ayrildi

26/08/2016 at 18:25

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı

şimdi sus

leave a comment »

1187.jpg

şimdi sus, her gün yeni bir kahır, bir öncekinden beter, böğrünü deldi, ciğerini yaktı, midene oturdu. çaresizlikten etlerini yoldun, balkondan sarktın, kuşlara küfrettin. allahın ters tarafına denk gelip bu ülkede bu zamanda doğduk, belki de öldük cehenneme geldik, buradan artık çıkış yok, ateşi harla iblis, günahımız büyük, elimizden bir şey gelmiyor, bizi bu çaresizlikte yak.

Written by şenay izne ayrildi

18/08/2016 at 19:59

bırakınız anlatsınlar kategorisinde yayınlandı