
bilenler bilir ,telli defter ilk çıktığında kabul etmemiştim, “hayır” demiştim, inkar etmiştim. telli defter kullanımını önlemek için bağımsız politikalar geliştirilmesi gerektiğini savunmuş, türk aydınlarını, sanatçılarını, bu ülkenin doğurgan yüzlerini göreve çağırmış, halka inmelerini önermiştim. sivil toplum kuruluşlarının akademisyenlerle birlikte hükümete ve piyasaya sunabilecekleri alternatifler geliştirmeleri için çalışmalar yapmalarını desteklemiştim. telli defter kullanımı basit bir özgür tercih olarak görülmemeliydi, hayır. erkek egemen ideolojisinin bir dayatmasıydı ve babaannelerimizin yaşayışıyla bağdaştırılamazdı. şimdi bulunduğum noktadan bakınca, yanılmış/dönmüş olduğumu görüyorum. bankaların, eczanelerin verdiği promosyon telli defterleri kodluyorum şu anda, adlandırıyorum onları. her kırtasiye vitrini önünde saatler geçiriyor, bütün telli defterlerin özelliklerini ezberliyor, yeni çıkan modelleri takip ediyorum. acil durumlar için telli defter stokluyor, hepsine yazılacak notları, yapılacak alıntıları, oluşturulacak saçmalıkları düşünüyorum. düşünüyorum da telli defterde yaşananlar küpeli erkek, bankamatik kart, sarımsaklı su için de yaşandı. önce karşı çıkıldı sonra bağımlısı olundu. buruğum. buruksun. buruk.
2 Responses to 'hangi kapıyı çalsam karşımda buruk hacı'
Leave a Reply
buruğuz….
aman tanrım!… neyse, telli defterim hala yerinde.