şenay izne ayrildi

bir, mumdur

Yazı kategorisi: kriptomani, yeni by sahip Haziran 6th, 2008

kırmızı hırkamı herkes çok sevdi. sabahlar rüzgarlı, şimdi de yağmur yağıyor. artık yazmayacağım.

 

şöyle düşündüm

Yazı kategorisi: yeni by sahip Mayıs 31st, 2008

 

acil

Yazı kategorisi: yeni by sahip Mayıs 25th, 2008

e iyi de serhat köksal ı da engellemiş sulh ceza. yeni öğrendim. sebebini bilmek benim de hakkım.

geocities miş, öğrendim.

satenli kubrick

Yazı kategorisi: kriptomani by sahip Mayıs 23rd, 2008

internet çok nadir buralarda. yüzde 5 kadar. o da yaklaşık olarak. o da yatmadan önce ve bazen de kalktıktan sonra.  haaa bu bana birşey kaybettiriyor mu, ha bu bana birşey kazandırıyor mu. pastoral yürüyüşlerini, perec baharını, gelincik şerbetini birşeyden sayarsalar, sayarlarsa o başka. bir bahar aldatmacası mı bu yoksa bir yalanı yaşamak mı. tadından emin olmadığım bir huzur içinde balkondan magnezyum bulutlarını, joging teyzeleri ve park halindeki araçları seyreyliyorum ve hepimizi çok öpsünler diye dua ediyorum. o da bazen. mesela şimdi. bi de şimdi. şimdi de. öpsünler.

boynu büyükler

Yazı kategorisi: yeni by sahip Mayıs 18th, 2008

neden en son benim haberim oluyor? 1998 li yıllarda istanbul konserinde, don giymeyecek kadar cool ve mekanizmasının işlevselliğini ve boyutunu türk seyircisi ile paylaşacak kadar kadirşinas prodigy elemanı liam abimiz gibi, son videosunda sütyen giymeden dans edebilen ve bu karmaşadan kendisine pay çıkarabilen, duygusal ve bir o kadar ”stylist” gözbebeği roisin murphy türkiye ye geliyor. “duygusallık başarı demektir” diye buyurmuş george moore zamanın birinde, bir konsere gidemeyecek kadar duygusal olanlar için yarı ciddi yarı şaka bir durum sözkonusu.

hangi kapıyı çalsam karşımda buruk hacı

Yazı kategorisi: kriptomani by sahip Mayıs 13th, 2008

bilenler bilir ,telli defter ilk çıktığında kabul etmemiştim, “hayır” demiştim, inkar etmiştim. telli defter kullanımını önlemek için bağımsız politikalar geliştirilmesi gerektiğini savunmuş, türk aydınlarını, sanatçılarını, bu ülkenin doğurgan yüzlerini göreve çağırmış, halka inmelerini önermiştim. sivil toplum kuruluşlarının akademisyenlerle birlikte hükümete ve piyasaya sunabilecekleri alternatifler geliştirmeleri için çalışmalar yapmalarını desteklemiştim. telli defter kullanımı basit bir özgür tercih olarak görülmemeliydi, hayır. erkek egemen ideolojisinin bir dayatmasıydı ve babaannelerimizin yaşayışıyla bağdaştırılamazdı. şimdi bulunduğum noktadan bakınca, yanılmış/dönmüş olduğumu görüyorum.  bankaların, eczanelerin verdiği promosyon telli defterleri kodluyorum şu anda, adlandırıyorum onları. her kırtasiye vitrini önünde saatler geçiriyor, bütün telli defterlerin özelliklerini ezberliyor, yeni çıkan modelleri takip ediyorum. acil durumlar için telli defter stokluyor, hepsine yazılacak notları, yapılacak alıntıları, oluşturulacak saçmalıkları düşünüyorum. düşünüyorum da telli defterde yaşananlar küpeli erkek, bankamatik kart, sarımsaklı su için de yaşandı. önce karşı çıkıldı sonra bağımlısı olundu. buruğum. buruksun. buruk.

linksel hayat

Yazı kategorisi: link bombardımanı by sahip Mayıs 8th, 2008

ingiliz telegraph, geçen haftalarda  “50 best cult books” listesi yayınladı. Sam Leith in ”kült kitabı gördüğünüzde onun kült olduğunu anlarsınız” dediği pek de hoş bir önyazı ve yorumlarla daha da derinleşen bir liste. camus, plath, Naomi Wolf , Kurt Vonnegut, Erich Von Däniken, Dr benjamin spock ve daha birsürüsü. nedense bir liste yapma/okuma hayranlığım.

 

burada yapmayı sevdiğim birşey. nedense bir laçkalığım.

 

lennon, beatles ın isa dan daha popüler olduğunu söylediği zaman google trends yoktu. gerçeği gören bir katolik, el altında bulunsun. 

 

gerçekten ilginçler listesine girmeye aday bir gerçek site. orada anlatılan birşey var.

 

resim: i am a groupie.bir meslek olarak groupie liğin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşündüm. 

 

 

 

sana dün bir tepeden baktım, aziz ayak

Yazı kategorisi: yeni by sahip Mayıs 3rd, 2008

bu ülkenin 45 yaşındaki, sunni erkek, mühendis/müteahit yöneticileri, kopi-paste yaptıkları doğrularını, millet çıkarları ve güven ve istikrar bulamacında, acayip jest ve mimiklerle, tedirgin cümleler kurarak kendilerine uzatılan, uzatılmayan mikrofonlardan küp gibi sağır, dut gibi aç vatandaşlarına anlatıyorlar. bu ülkenin muzip vatandaşları, kutu kutu penseleri, 2 oda 1 salon evlerinde, tek kişilik yataklarında, duvara dönüp “bundan sonrası ne?” diyorlar. silikleşen anılarında güzel şeyler arayıp 128 megabaytlık hafızalarında “o dayaklar bize atıldı” başlıklı dosyaları zipliyorlar.

rus polis resimleri için tık

korku muz

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 26th, 2008

pagan gömüldü, duman dağıldı. geleneklerin ağzına sıçılıyor. ortalama insanın kendi rüzgarında başı dönüyor. dişlerini sivriltiyor, ortalık yerde bir blade, kan akacak. herkes öpüşmeyi sevse bile.

yanlışsam düzelt

Yazı kategorisi: kuru by sahip Nisan 23rd, 2008

simpsons ların bir bölümünde lisa, komik kitap adam a annemi gördün mü diye sorar, komik book adam da “gördüklerimi ve görmediklerimi blogumdan takip edebilirsiniz” diye dizüstü etek kıvamında bir cevap verir. ondan cesaretle şu anda ve öncesinde. burada kendi kendimin hem annesi, hem babası hem arkadaşı olmuşken, nevresimi sofra bezi yapıp yeşil soğanı köy yumurtasına banar, oturma odamdan buğday tarlalarını, yatak odamdan termik santral bacalarını, mutfağımdan da karşı apartmanı seyrederim.  doğmadığım bu yerde, kurbağa şamataları ve atlılar arasında bir insanın, durgun bir insanın, yaşamaya meyili, ölmeye cesareti olmayan bir insanın neden sularda kaybolduğunu, neden tiryaki olduğunu, neden konuşmaya gereksinimi olmadığını daha iyi anlıyayazıyorum.  dünya kötü kurulmuş. 23 nisan, 23 nisan.

hamiş : c.p. etkisi.

frans

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

nefes aldığımda “cennet içimde”yağmur sesi. “şansına hava kapalı” dedi, manzaradan bahsediyordu. denizler, vapurlar, köprüler. “nolur elleme, böyle  çok güzel”. geniş kırmızı kanepesinde, yan yana manzaraya karşı, neyi istemediğimi çok iyi biliyormuşum gibi, onun 17 yıllık sevgi öyküsünü dinledim. tophane, karaköy, piyalepaşa tek kulaklıktan dinlenilen bu kaçıncı aynı şarkıyla bilmeyi istemeyeceğim şeyler. 

oryantasyon?

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

yazıyorum, öyleyse kanın. pencere sağımda kalıyor. camdan bakınca, ufka kadar bir dümdüz, bir yeşillik, ilk fırsatta yuvarlanacağız. ama ufka kadar. sadece otlar ve elektrik direkleri. yuvarlanacağız. sonra. çok anlatılmalı.

döküş

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

donmuş teni, karanlık bakışları ile üstünüze doğru gelen, gerilimi yaylılarla artan bir richard ashcroft, herkesle yalnız, altunizade de, peçeteyle silinmiş, silinirken iyice batırılmış dudaklarla, gözlerle, ellerle üst geçitin birinde akan trafiğe, duran yolculara bakıp, “ulan ben yokum artık, son sözlerinizi söyleyin” diye vedasını çakıyor. doğa bir duruluyor bir coşuyor. ayak uydurmak, sözden dönmemek yazılmış bir yerlere. bundan sonrası 5 harfli bir izine ayrılış. iyi manada.

metot

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

bir süre olmazsam buralarda yani bunu demiştin diyeceksiniz ama birsüre buralardaolmayacağım ı söyleyecektim. insan mı ne, işte o değişiyor. dünün olmazsa olmazlarına bugün burun kıvırıyor ve onları hakir görebiliyor. bir daha yazacak olursam: hakir görmek. bir de zevceyi yazmak istiyorum : zevce. işte bir süre olmazsam buralarda yani beni biliyorsunuz. anlamsız çağrılarınızı beklerim, uzaktan gönderdiğiniz öpücükleri de. bu arada yolunuz düşerse bir süre olmazsam buralarda yani ye, bak yolun düşerse, kime sorsan “buralarda sakrak bir başarı öyküsü varmış” diye, kime sorsan gösterir. ölmüş bir zamanın ruhu diye. şimdilik sizleri sintizayzırlı günlerle ve kendimi de. ıslıkla çalacağımız shaman’s blues .

hamiş: siyah resim de manidar haaa, şşıııhhh.

hayran

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

istanbul, istanbul da olunmadığı zamanlarda özleniyormuş. çok açık. kemanlar ağlak ağlak çalarken ve hava soğukken. ne biçim bir yer burası. kurumuş kalmış.

geçmişi özleyenler de şimdiden memnun olmayanlardır, bu tespiti birileri zamanında muhakkak yapmışlardır zatenleri.

 ”bilirsin severim seni” dedi telefonda, bilmiyordum, öğrendim. inanasım gelmiyor. o bile ararken o neden aramıyor. inanamıyorsun. arasan ya.

bugün cuma, kalp krizi geçirmedi kimse, son parasıyla akbil doldurmadı, havanın karanlığına şaşırmadı. havadan sudan daldan dala giderkene delete tuşunu her zaman çok sevdik.  

hamiş : sitenin görünümüne çok gülüyoruz. eloy sandım kendimi bir an.

işbaşı

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

tao, zen, kuantum. “ben burda işe başlarsam ölü sazanlar derneğindeki çok bilmiş öğretmen gibi bunların hayata bakışlarını  saptırırmışım, iyi mi”. düşünceme güldüm. 5 kişiler bir odada. kapı aralığından ikisinin ayaklarını görüyorum, birinin tüm vücudunu,  diğerlerini göremiyorum. masa üstünde kalemlik, takvim, telefon, bilgisayar ekranı, dosya, çerçeve, şirketin bayrakları, zımba, bant, delgeç, elleri. kenarda yapma çiçek. yerler açık meşe laminant. tavan kartonpiyer, duvarlar buz mavisi.  camdan karşı plaza, otoban ve alışveriş merkezi görülüyor. erkekler salınıyor, kadınlar suratsız. duramadım orda. çıktım, asonsöre binmedim, merdivenler iyi geldi. ince çoraplılarla alışveriş merkezine girdim sonra. emekli teyzelerle çileklere baktım. liseli gençlerle 14,99 ytl lik kazaklar gördüm. aklım içinde kırmızıların, gitar sololarının, çikolata paketlerinin olduğu bir gelecekteydi. hapşırdığımda “iyi yaşa” denilmeyen bir yerde çalışamam, bunu babama anlatmam lazım.

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

siz hiç çaktırmadan aşık oldunuz mu? gözgöze geldiğinizde “anlamanı beklemiyorum”. zaten diye bakarak söylediklerini dinlemeden. kız çocuklarını pembelere boyuyorlar tokalarla, çantalarla. pembepembe kızlar yetişiyor. karalamak istemiyorum ama pembelenmesinler de, lütfen ama anneler, anlayın. biraz daha pastel renklerle hazırlayalım kızları, gerçek ama acı diyerekten. 2 ay öncesinde çok mutluydum, sincaplar görüyordum, ellerim dolu oluyordu. şimdi çamurlara bulanıyor üstüm başım, yalan yok, mecazi anlam hiç yok. kadıköy de birkaç metalci kalmış siyahlar içinde. uzun saçlı metalci erkekler.  türban hakkında bir fikirleri var. temennilerle geçiştirilemiyecek bir durumdayım. odaklan, odaklan, odaklansana. 

yitik

Yazı kategorisi: kuru by sahip Nisan 13th, 2008

“onlar (kibar beyler) hep o anlaşılmaz ilişkileri anlatırlar, hiç dertleri olmaz, tüm zamanları, paraları ve  zamanlarıyla ne yapacaklarını düşünmekle geçirirler.” romandaki iki kadın karakterden biri olan otelci kadın böyle diyor. 4 paragraflık romanda anlatılan da bu kibar beyler. saygılar.

bıkbık

Yazı kategorisi: yeni by sahip Nisan 13th, 2008

hiç yazmasam da oluyor. yeniden başlasam da olur. öyle bir şeyler işte. wordpress kalbimizde yaşıyor.

terenzo’nun kulacı

Yazı kategorisi: yeni by sahip Ağustos 9th, 2007

terenzo.jpg

bir süre olmazsam buralarda yani 1-2-3 orda burda olursam demek istiyorum ki güle güle gitmeyeceğim orası muhakkak döndüğümde de  dönmeyebilmemek de mümkün o ayrı merak ederseniz telefonum sizde var mail adresim ve açık adresimi de vermiştim ya zaten “through the glow“u ıslıkla çalarsanız bir anıyı da yakmış olursunuz eşlik  de ederim siyah tişört ile mavi şort bere ve kol saati muhakkak görüşelim yeşil ışıklı bir yerde sevinçle uyanalım diye esenlikler